ask, sohbet chat, tarih, cinsellik, ruya, teknoloji, saglik, oyku, mizah, hobi, kadin

Erkeğin ateşini yakmak

Şüphesiz ki her kadın erkeğinin ateşi yakmak ve söndürmek ister. İşte kadınlara muhteşem tavsiyeler, erkeğinizi bu öneriler sayesinde ateşliyeceksiniz hanımlar…

“Seni deliler gibi istiyorum” dediğini duymak ister misiniz? O halde biraz çılgın olun! Bu ilkeye göre hareket edenler için hep “kötü kız” kavramı kullanılır, ama ne hikmetse kötü kızların arkasından bir düzine erkek koşar. Erkekleri nasıl oluyor da bu kadar çekebiliyorlar, hiç düşündünüz mü? Yazımızda birkaç “Kötü kız” davranışından bahsedeceğiz. Bunlar hem hoşunuza gidecek hem de denedikten sonra siz de “sıcak kadın” kategorisine gireceksiniz.

Etkileyici giyinin!
Erkekleri kendinize çekmek istiyorsanız, giyim tarzınızın önemini bilmelisiniz. Poponuzu ancak kapatabilen etekler, göğüslerinizi neredeyse açıkta bırakan bluzlar basit kızlara kalsın, siz daha etkili bir yöntem deneyin! “Hot Relationships” (Sıcak İlişkiler) adlı kitabında yazar Tracey Cox şöyle bir yöntem öneriyor: “İlk görüşte kıyafetleriniz çok normal olabilir, ancak gizli yönleri yanınızdaki erkeği çılgına çevirebilir. İşte o gizli ayrıntıları en beklenmedik zamanlarda açığa çıkarın.”

Gereksiz aksesuvarlardan kurtulursanız sevgiliniz ayaklarınıza kapanır. İç çamaşırı giymeden bir yere gitmek ani maceralara açık olmak demektir. Bazı durumlarda ise, vücudunuzu örtülü tutmak da heyecan verici olabilir.

Çok etkili bir yöntem daha: Onu korkutun, sonra endişelerini giderin. Bir an sizi çok basit görecek, ama öyle olmadığınızı anlayınca ayaklarınıza kapanacak.

Erotik Konuşun!
Herhangi bir konuyu konuşur gibi yatak konularına girin, erkeğiniz çok etkilenecektir.

O kadar açık olamayanların üzülmesine gerek yok: Doğru ses tonuyla, doğru bakışlarla söylenen basit cümleler bile başdöndürücü olabilir: “Exhibitions for the Shy” (Utangaçlar İçin Teşhirler) adlı kitabında yazar Carol Queen birbirinden etkileyici yöntemler öneriyor: “Diyelim ki yemek yediniz. Bitirdikten sonra, en seksi bakışınızla ve elinizi bacaklarına koyarak hâlâ aç olduğunuzu söyleyin. Mesajınızı anlayacaktır.”

Onu heyecanlı bir bekleyiş içine sürükleme yöntemi de oldukça etkili. İşyerine bir e-posta gönderip şunları yazın: “Akşama sana ne yapacağımı bir bilsen…” Bu e-postayı alan erkeğin gün boyu akşamla ilgili fanteziler kuracağından emin olun!

Herkesin içinde yüreğini hoplatın!
Terbiyeli kızlar toplum içindeyken öpüşmez, erkeklerine sarılmaz. Siz siz olun, “Kötü kız” kurallarını uygulayın! Sizin kadar sıcak bir kadını elde ettiği için erkeğiniz kendinden gurur duyacaktır. “The Bad Girls Guide to Getting What You Want (Kötü Kızların İstediklerini Elde Etme Rehberi) adlı kitabında yazar Cameron Tuttle, “Cinsel arzularınızı herkesin içinde ifade etmek sizi çılgın ve istediğini koparan bir kadın olarak gösterir. Erkeğiniz ise, size karşı koyamaz” diyor.

Bir daha dışarı çıktığınızda, sosyal kurallara fazla takılmayın ve ellerinizi erkeğinizin gömleğine sokmaktan çekinmeyin. Restoranda otururken masa altındaki ayak oyunlarını unutmayın: Ayaklarına dokunmakla sınırlı kalmayın, ara sıra ayağınızla bacağından yukarı, bildiğiniz yere ulaşın. Kalabalık yerlere gittiğinizde her fırsatta göğüslerinizle sırtına veya kollarına dokunun.

Yatakta sert davranın!
Tatlı, yumuşak romantizmin tadını herkes bilir, biraz vahşi olmayı denemeye ne dersiniz? Yatakta hırçın olmak erkekleri baştan çıkarır.

Bir Zeyna ile sevişmek erkeklerin testesteron seviyesini yükseltir. Bunun açıklamasını “Triks: More Than 125 Ways to Make Good Sex Better” (İyi Seksi Mükemmel Sekse Dönüştürmenin 125′ten Fazla Yolu) adlı kitabında yazar Jay Wisseman şu şekilde yapıyor: “Bazı erkekler kadınlardan yumuşak dokunuşlar bekler ve vahşi kadınlarla karşı karşıya kalınca bunun tadını çok farklı bulurlar. Öpüşürken dudağını ısırın, zevkten sırtını tırnaklarınızla çizin, hayatında gördüğü en vahşi kadın siz olacaksınız. Termik yöntemler de oldukça etkili: Sıcak bir şeyler içip ısınmış dudaklarınızla vücuduna dokunun veya buzdolabından bir şeyler içtikten sonra ağzınızı onun sıcak taraflarına değdirin. Hissettiği ürperti zevkini ikiye katlayacak.

Bir Bond kızı olun!
Erkekler liderliği ellerinde tutmayı tercih ederler, ancak bir düşünün: Hangi erkek “Temel İçgüdü” filmindeki gibi bir kadının eline düşmek istemez ki?

Hiç düğme açmadan aynı sonuca varabilirsiniz. Güç kullanmanıza gerek yok. Yataktayken kolunu başının üzerine sıkıştırın ve hareket etmesini engelleyin veya eve döndüğünde kravatından tutarak onu yatak odasına sürükleyin. Onu esir aldıktan sonra işkenceye başlayın: Vücudunun her yerini öpün, yalnız asıl istediği yeri unutun. Esiriniz merhametiniz için bağırırken, siz de bu şovun tadına varın! Bir daha sizden korkması gerektiğini anlayacak!

Kendi seks filminizin yönetmeni olun! Erkekler neden “Kötü kız”ları bir türlü unutmazlar, biliyor musunuz? Çünkü onların kendilerine özgü seks davranışları vardır ve o tat erkeklerin damaklarında kalır! “Bazı kadınların gülüş ve giyim tarzları o kadar farklıdır ki erkekleri onları asla unutamazlar. Kaldı ki yatakta özel hareketleri olanlar hayatta unutulmaz. Siz de kendinize özgü bir tarz yaratın, erkeğiniz sizi diğer kadınlardan farklı görecektir.

Yatakta özel bir ustalığınız olması gerekmez. Biraz dikkat, biraz da yaratıcılık yeterli. Pozisyonları dikkatle izleyin, size en çok hangileri uyarsa onları geliştirin. Kalıpların dışında çıkın: Yeni pozisyonlar yaratmak sizin elinizde! Değişik bir pozisyon bulduğunuzda ona bir isim takın. Göreceksiniz ki erkeğiniz koyduğunuz ismi hemen hatırlayacak ve sizi düşündüğünde hemen icat ettiğiniz pozisyon aklına gelecek.

Gece boyunca devam!
Kötü kızlar seks yapmaz, seks maratonuna katılırlar! Saatlerce dans edip, sevişip, striptiz yapıp tatmin olurlar ve tatmin ederler. Gün ışıyana kadar onunla sevişmek sevgilinize şunu gösterir: Hiçbir şey, iş sorumluluklarınız bile ona olan tutkunuzdan önce gelmez. Daha da fazlası, ateşli geceniz ikinizin sırrı olarak kalıp, ikinci gün hep gözünüzün önünde olacaktır.

Kas ağrıları çekmemek için, sürekli pozisyon değiştirin. Ara sıra hızı da değiştirin: hızlı tutkulu raundlar için sizin üstte olduğunuz pozisyonları tercih edin, romantik sevişmeler için yan yana uzanın. Kendinizi veya sevgilinizi yorgun hissettiğinizde oral sekse geçin. Bu seks vücudunuzu daha az kullanarak, aynı zevke ulaştırır ve bu sırada dinlenme fırsatı bulursunuz.

Aşağıdaki durumları siz de yaşıyorsanız, bir şeyler yapmanın zamanı gelmiş demektir!

Yatağa pijamalarla gelirse …

Siz yatağa dergiler ve kitaplarla gelirseniz …

En iyi arkadaşınız sizden seks konusunda tavsiyeler isteyince, en son seviştiğinizgünü hatırlamazsanız….

Seyretmediğiniz film yoksa…

Bir çiftle birlikte dışarı çıktığınızda birbirlerine kur yapmaları size saçma gelirse…

İç çamaşır mağazalarına girdiğinizde, seksi modellere değil, ucuzlukta olanlara bakıyorsanız…

Sevgilinizle bir partiye katıldığınızda, biri size ne kadar zamandır evli olduğunuzu sorarsa…

468

Yatak oyunları oynayın

Aynı düzende giden her şey bir gün gelir zevk vermediği gibi can sıkar, tıpkı seks, cinsel hayat gibi… Sevgili arkadaşlarım, monotonlaşmış seks hayatınıza biraz renk katmak ister misiniz? O halde şimdi size önereceğimiz yatak oyunlarını dikkate alın.

Yatakta ne istediğinizi anlatın

Erkeğiniz vücudunuzun bütün sıcak noktalarını keşfetmiş olsa da, sevdiğiniz bazı hareketleri es geçiyorsa, doyumsuzluğa uğramanız doğal. Kimi uzun öpüşmelerden hoşlanır, kimi yastık oyunlarından, kimi ise belli bir yerine dokunulmasından. Beğendiğiniz şey ne olursa olsun, onu istediğiniz kadar elde edemediğinizde, mutsuz, hatta sinirli ve gergin olabilirsiniz. İsteklerinizi uygun bir dille ifade etmenin bir yolunu bulmalısınız. Kulağına uygun bir tonla isteğinizi fısıldamak kolay bir çözüm olabilir. “Bu davranışla erotik ilgisini belli bir konuya çekmiş olursunuz, ama bunda bir tehlike yok.

Ellerinizi kullanmayın

“Seks sırasında ellerinizi kullanmadığınız zaman, yaratıcılığınızı zorlayıp, başka vücut kısımlarınızı kullanarak birbirinize zevk verme yollarını ararsınız” diyor seks terapisti Lay Davidson. Örneğin, göğüslerinizi göğsüne değdirin, saçlarınızla hassas bölgelerini okşayın, sakal tıraşı olmadan teninize dokunmasını isteyin.

Dil dansı edin

Öpüşürken, dilini emerek ağzınıza yavaşça alın. Klasik öpüşmenin bu çeşidi, bacaklarının arasına zevk dalgaları gönderecektir. “Öpüşürken genelde erkekler orta derecede sertliği tercih ederler. Bu şekilde öpüşmek ne çok hafif, ne de serttir, yani tam onların istediği gibidir” diyor seksolog Logan Levkoff ve ekliyor: “Daha da fazlası, bu hareket ağzınızı başka nerelerde kullanabileceğinizi hayal etmesine yol açar.

Seksi görünmekten çekinmeyin

Şunu bilin: Bir kadının seksi vücuduna bakmak, erkeğin aklını başından alır. O yüzden yatak odanızın ısısını yükseltmek istiyorsanız, soyunup giyinirken sizi seyretmesine izin verin. Bir diğer tüyo da, sevişirken ışıkları açık tutmanız. “Erkeklerin büyük çoğunluğu ışıklar açıkken sevişmeyi tercih eder, çünkü bu onlara sizi rahatça seyretme olanağı verir.

Çılgın seksi deneyin

Yavaş yavaş rutine girdiğinizi hissettiğiniz tabu yerlerde seks yapmak, seks oyuncaklarıyla tanışmak veya farklı fanteziler denemek aşkınıza kaybettiğiniz heyecanı geri getirecektir. Erkekler yeniliklerden hoşlanırlar. Konforlu bölgenizden çıkmak zor olsa da, arada sırada denemelisiniz. Yaramazlık, iştahını kabartmak istiyorsanız, rutin seksinize yenilikler getirebilirsiniz. Örneğin göğüslerinize bal sürebilirsiniz…

Arzunuzu hissettirin

Misyoner pozisyonu sırasında ve sevgilinizi orgazma yakın hissettiğiniz anda, ellerinizle kalçasını tutarak, daha fazla kendinize doğru çekin. Bu hareket, onu deliler gibi arzuladığınızı gösterir. Olayı yaşadığınızın, onun kadar kendi zevkinizi de arttırmaya çalıştığınızın bir göstergesidir.

Hareketleri değiştirin

Klasik ileri geri hareketleri yapmak yerine, dairesel hareketleri deneyin. Bu hareketler, ileri-geri hareketlerden çok daha şehvet doludur.

Zevk yastığı kullanın

İki adet ufak yastık alıp, onları belinizin altına yerleştirin. Sevgilinizle misyoner pozisyonunda sevişin. Yastıklar vajinanızı yükselttiği için seks sırasında daha rahat olursunuz. Bu açıda sevgilinizin vücudu, klitorisinizle daha fazla temas edeceği için, orgazma daha çabuk ulaşırsınız.

Yüzünüzü ona dönün

Bu, köpek pozisyonun bir alternatifi olabilir. Sevgiliniz sırt üstü yatarken, yüzünüz ona dönük şekilde üzerine çıkın. Derinlik ve hız kontrolü tamamen elinizdedir, yani kendi zevkiniz için sevgilinizi kullanmış olursunuz. (ki erkekler buna bayılır) Üstelik gözlerinin önünde göğüslerinizin olması onu görsel anlamda daha fazla uyaracaktır.

Ellerinizi değiştirerek kullanın

Cinsel organına ellerinizi peş peşe değiştirerek dokunmanız sevgilinize inanılmaz hisler yaşatır. Arkasında kalarak, onun mastürbasyon yaparken kullandığı açıyı elde etmesini de sağlayabilirsiniz.

Önsevişmeyi uzatın

Önsevişmeyi atlamak veya onu aceleye getirmek birçok kültürde kabul edilmez bir davranış. cinsellik uzmanı Amy Sueyoshi bu tezi desteklemekle kalmıyor, cinsel davranışların yatağa girmeden çok daha önce başlaması gerektiğini anlatıyor: “Seks sırf yatağın içinde düşünül­memeli. Gerçek bir sevgili, ilişkiye girmeden önce de partnerini zevkin doruklarına ulaştırabilir.” Özellikle testislerin ipek eşarpla okşanması erkeklere inanılmaz bir zevk verir” diyorlar. Önsevişmeyi kısa tutarsanız, seks doyurucu, ama çabuk biten bir akşam yemeğine benzer. Buna karşın, önsevişme yöntemlerinizi çeşitlendirirseniz, cinsel hayatınız gece boyunca süren bir partiye benzeyebilir.

Kama Sutra’da, önsevişme geniş bir yer tutar. Öpüşme, okşama ve oral seks en ince detaylarına kadar anlatılır. Sevgilinizden G noktanızı parmağıyla baskı uy­gulayarak uyarmasını isteyin. Daha fazla zevk için, klitorisinizi de diliyle uyarabilir. İlişkiye orgazm olduktan sonra girerseniz, ilişki sırasındaki orgazmınız daha şiddetli olabilir, çünkü hassas noktalarınız önceden ‘ısıtılmış’ olur.

Sevişmeleriniz daha romantik olsun

Duygu dolu, romantik bir dekorda aşkın bambaşka olduğunu bilmelisiniz. İlk önce telefonların fişini çekin, kimse sizi rahatsız etmesin. Ortamı fazla değil, ama loş bir ışıkla aydınlatın ki, göz teması kurmak mümkün olsun. Birbirinizin gözlerine bakabilmek, sevişme sırasında birbirinize daha yakın hissetmenize yol açar. Tatmin edici bir cinsellik yaşamak istiyorsanız, zaman faktörünü de göz önünde bulundurmalısınız. “Seks aceleye gelmez, öpüşmeye, birbirinize dokun­maya zamanınız olmalı. Birbirinize süper yakın hissetmek istiyorsanız, elleriniz daima partnerinizin vücudunda olmalı, onunkiler de sizinkinde. “Sürekli temas halinde olmak aranızda özel bir elektri­ğin oluşmasına yol açar” diyor “Sex Talk” (Seks Sohbeti) adlı kitabın yazarı Aline P. Zoldbrod.

Sıcak bir seks için…

Bazen seks masaja benzer: Sırt üstü uzanırsınız ve hizmet ayağınıza gelir. “Önemli olan, kendinizi tamamen serbest bırakmanızdır” diyor “The Hot Guide to Safer Sex” (Daha Güvenilir Bir Seks için Sıcak Bir Rehber) adlı kitabında yazar Yvonne K. Fullbright. Yatağa uzandığınız anda, kafanızdaki bütün düşünceleri silin, sadece zevk almaya konsantre olun. Tamamen rahatladıktan sonra, zevki her hücrenizde hissetmeyi başaracaksınız.

Fantezilerini hayata geçirin

Her erkek fantezi kurar ve bunları gerçekleştirmek ister. Siz neden yaratıcılığınızı ortaya koymuyorsunuz? Sizi memnun etmek için elinden geleni yapacağını eminiz. En derin seks arzularınızı partnerinize anlatmaktan çekinmeyin, göreceksiniz aldığınız zevk ikiye katlanacak.

Bacaklarınızla onu kavrayın

Sırt üstü uzanın. Bacaklarınızı diziniz­den kırın, öyle ki sağ bacağınız sol kalçasında, sol bacağınız sağ kalçasında olsun. Bacaklarınızı bu şekilde kırdığınız ve ona doladığınız için, onu çok daha iyi hissedeceksiniz.

Yatak odası, kişinin en özelidir ve çiftler arasında ki bağı ateşlendiren, detaylardan biridir. Partnerinizden sıkılmayın, utanmayın, unutmayın ki onun sizden zevk alması için, sizinde ondan zevk almanız gerekir.

Ateşli seks için ip uçları

Günlük hayatın stresi, ekonomik kriz, iş yerinde ki yoğunluk gibi faktörler sayesinde, seks hayatınızı ikinci plana attınız yada eskisi gibi istekli değil misiniz? Seks ateşini alevlendirmek isteyen arkadaşlarım, işte size ateşliyecek öneriler!

Öncelikle partnerinizle bir ya da iki hafta herhangi bir fiziksel temasta bulunmamak için anlaşma yapın. Diğer taraftan birlikte erotik içerikli filmler seyredin, telefonlarınıza kışkırtıcı mesajlar gönderin, bakışlarınızla birbirinizi tahrik edin. Ama gece yattığınızda asla birbirinize dokunmayın. Kısacası uygulayabildiğiniz kadar cinsel rejim uygulayın. Bir ya da iki hafta sonra her şeyin çok farklı olduğunu siz de göreceksiniz.

Uzmanlara göre sağlıklı bir cinsel yaşamda ‘hassasiyet’ en önemli faktörlerden biri. Seksologlara göre hassas seksin avantajı, yavaş hareketler ve yumuşak dokunuşlar sayesinde çiftlerin erojen noktalarını bulma olasılığının yüksek olması. Diğer taraftan seks terapistleri hassas seksin cinsiyete göre değiştiğini belirtiyorlar.

Çünkü kadınlar duyduklarından, erkekler ise gördüklerinden daha fazla tahrik oluyorlar. Bu sefer ışıkları kapatmasına izin vermeyin ve ona tek kişilik bir striptiz şov hazırlayın. Kıyafetlerinizi ağır ağır çıkarıp onun üzerine fırlatın ve hiç aceleniz olmadığını ona hissettirin.

İnsanların birbirlerini ilk keşfetmeye başladıkları zamanki heyecanları ve birbirlerinin vücutlarını yeni tanımalarını, hissedilen cinsel arzunun en doruk noktaya ulaştığı anlardan biri olarak nitelendiriliyor.

Uzmanlar uzun süreli ilişkilerde o ilk günkü heyecanı ve keşfetme güdüsünü canlı tutabilme için çiftlerin kafalarında birlikte paylaştıkları güzel anları canlandırmalarını öneriyorlar. Hafızanızı kurcalayıp bu anları yeniden yaşamak duygusal olarak ona kendinizi daha yakın hissetmenizi sağlarken diğer taraftan fiziksel olarak da onunla bir şeyler paylaşma isteğiniz ilk günkü seviyesine dönecektir.

Uzmanlar sınırsız seksten bahsederken sadece hayal gücünü ön planda tutmuyorlar; burada oyunculuğunuz ve espri yeteneğinizle kendi sınırlarınızı aşmanın da önemli bir yeri var.

Değişikliğin getirdiği heyecanın ilişkinize taze kan getireceğini düşünerek hayal gücünüzü çalıştırın. Gece için senaryosu size ait ufak bir seks oyunu planlayın. Sizin farklı tavırlarınızın onda yarattığı heyecanı görünce cesaretiniz iki katına çıkacak.

Seks öncesi partnerinizin yüzüne, dudaklarına küçük, hafif masum öpücükler kondurun, dudakları yerine mesela dudak kenarını öpün ve kaçın, bunu ara ara tekrarlayın. Bu partnerinizi ateşlemeye yetecektir arkadaşlarım.

Kadınlar yatakta ne ister

Kadınlar ne ister” diye merak eden ve kadınların yatakta ne istediğini daha da çok merak eden beyler için, kadınlar yatakta ne ister, nasıl mutlu olur, yatakta nasıl zevk alır? Ve daha nice niceleri….

Tatmak, koklamak, dokunmak…
Cinselliği bütün duyularınızla yaşamak istiyorsunuz. Birbirinizin vücudunu, arzularını keşfetmek…

Havaya sokmak için: Gün içinde ufak tefek adımlarla onu istediğiniz kıvama getirebilirsiniz. Bunun için, başka şeyler peşinde koşmanız gerekmeyen hafta sonlarını tercih etmelisiniz. Sabah birlikte duş almak, saunaya gitmek, omuzlarına masaj yapmak yumuşak seks için güzel birer hazırlık.

İpek ve saten: Baş başa kalmadan önce uygun müzik ve mumlar sayesinde rahat ve çekici bir ortam yaratın. Saten ya da ipekten yapılmış gecelikler giyin, bırakın bu çekici kumaşları sizin üstünüzden o çıkarsın. Bu kumaşların verdiği hissi hem siz hem de o çok seveceksiniz.

Adım adım erotizm: Erotizmin havada hissedilmesini sağlayın. O konuşurken siz kendinizi okşayın. Bakışlarını istediğiniz vücut bölgelerine doğru yönlendirin.

Isınma programları: Zevki yaşamak istediğiniz tarafa doğru yönlendirin. Köpüklü bir banyo mu? Su küvete dolarken, siz ipek kimononuzla ortalıkta dolaşıp etrafa tütsüler yardımıyla aromatik kokular yayılmasıyla ilgilenin. Odanın içinde ihtiyacınız olan her şeyin hazır bulunmasını sağlayın. Kumaşlar, kayganlaştırıcı jeller, losyonlar, masaj yağları, tüyler…

Değişiklik: Bilinmeyen yüzlerinizi göstererek sizi yeniden keşfetmesini sağlayın. Daha önce yapmadığınız ufacık bir şey: Hep gözleriniz kapalı mı öpüşürsünüz, açık tutun ya da normalde yüksek sesli mi sevişirsiniz, sessiz olun. Sonra da bunu nasıl bulduğunu sorun: Hoşuna gitmiş mi? Böyle mi devam etmelisiniz? Sonuç: Duyularınız bu ufacık değişiklikle tam uyanıklığa geçecek.

Yönetmen asistanlığı: Kendinize yakın arkadaşlarınız arasından bir yardımcı seçin. Sevgilinize romantik bir sürpriz hazırlamak istediğinizi söyleyin ve bir film seti yaratırmış gibi organize olun. Siz yokken, evinizde atmosfer yaratma işiyle ilgilensin: Banyoyu suyla doldursun, mumları yaksın, dans edebilecek bir alan için eşyaları kenara çeksin. Ayrıntılardan bahsetmeseniz de olur.

VAHŞİ SEKS
Alışılmışın dışında bir şeyler yapmak istiyorsunuz, çok da yumuşak olmasın, biraz güç gösterisi olsun istiyor canınız: Isırmalı öpücükler, sert dokunuşlar istiyorsunuz

Havaya sokmak için: Ufak bir çekişme uyarıcı olabilir. Tuttuğu takım yenilmiş ya da bir tanıdığınız, sevgilinizin burnunun büyük olduğunu düşünüyor… Bu konulardan bir miktar bahsettikten sonra gülmeye ve onu öpmeye başlayın. Öfkenin yarattığı adrenalin ve gülme hormonu endorfinin birleşimi sert seks için mükemmel karışımdır.

Kıskançlık: Kıskançlık, tutku çorbasının tuzu gibidir. Alışverişte, barda ya da restoranda dozunu fazla kaçırmamak şartıyla başka bir adamla flört edin. Arkadaşlarından biri hakkında olumlu bir görüş belirtin. Sonrasında ona dokunarak “Bir şeyin mi var?” diye sorun. Rekabet hissi testosteron akışını hızlandıracak.

Bir yarışma sahneye koyun: Bilek güreşinde kazanacağınızı iddia edin ya da 30 saniyede sizi soyamayacağını… Yarışma hissi erkeklerde en yüksek performansın ortaya konmasını sağlar.

Yakın dövüş: Alt dudağı emmek, enseyi ısırmak gibi ayrıntılar, “Bugün mayışmak yok” mesajının iletilmesi için en iyi sinyallerdir. Göğüs ucunu sıkıştırmak, üst kolunu sıkmak, poposuna bir şaplak atmak da sert seks isteğinizi açığa çıkartır. Sonunda kendinizi halının üstünde, nefes nefese ve terlemiş şekilde bulabilirsiniz.

SPONTANE SEKS

Onu hemen şu anda istiyorsunuz. O an olduğunuz yer neresi olursa olsun fark etmez. Gizlilik hissi erotizmin yükselmesine sebep olur, zevk için önemli bir kamçıdır.

Havaya sokmak için: Spontane seks için de olsa bazı şeyleri önceden planlamanız, en iyi koşulların ne olduğunu düşünmeniz gerekebilir. Hava sıcaklığından, çevrede bulunabilecek insanlara, pratik kıyafetlere kadar bir sürü ayrıntıyı hesaba katmanız gerekecektir. Ya da bir partide, ev sahibinizin yatak odasında, evin kilerinde, merdivenlerde nasıl yapabilirsiniz? Arabada: Günün hangi saatinde, nereye park etmeli? Bu planların avantajı ise uygun koşulları bulduğunuzda ortaya çıkacaktır.

Erkekler her zaman seks ister mi? Onun nasıl bir havada olduğuna dikkat etmeyi unutmayın. Çiftler arasında iki tarafın aynı anda istemesi fenomeni vardır. Dikkatini çekmeyi ve onayını almayı başardıysanız onu istediğiniz tarafa doğru yönlendirin.

Koşulların uygun olduğunu tespit ettiniz. “Sence şimdi burada birlikte olsak nasıl olurdu?” gibi sorularla uğraşmayın. Direkt öpmeye ve dokunmaya başlayın. Çoğu zaman sözcüklerin anlamsızlaştırdığını davranışlar manalı kılabilir. Ellerinizi bacak arasına sokun ve arzunuzu belli edin.

En iyisi sizin bir miktar yüksekte durabileceğiniz merdiven, basamak gibi yerler ya da sabit koltuklar, sandıklar, masa tenisi masaları gibi eşyalardan faydalanmaya bakın. Bu tecrübeden ikiniz de memnun kalırsanız ilerde risk almaktaki cesaretinizde gözle görülür bir artış olacaktır.

TABUSUZ SEKS

Erotik bir oyun içersinde farklı rollere bürünmek nasıl olurdu? Birileri sizi seyrederken birlikte olmak ister miydiniz? Üstünüzdeki tek kıyafet jartiyerken göğüs uçlarınızın çevresini meyveli dudak koruyucu sürseniz sevgiliniz nasıl etkilenir.

Havaya sokmak için: Evinizde ortalıkta erotik dergiler bırakın ya da önceden kararlaştırdığınız komedi filmi yerine erotik bir film kiralayarak ona sürpriz yapın.

Telefonda konuşuyorsunuz. Kimse sizi dinlemiyor, utanacak hiçbir şey yok. Gözlerinizi kapatın ve aklınıza gelen soruları sormaya başlayın. “Çırılçıplak önünde diz çöksem ne yaparsın?” “Seni ellerinden yatağa bağlayıp aklıma geleni yapsam hoşuna gider miydi? Neler yapmamı isterdin?” Telefon konuşmasından sonraki görüşmeniz heyecanlı olacaktır.

Adım adım: Cinsel hayatınızı bir gecede komple değiştiremezsiniz. Hayalinizdeki her şeyi bir kerede gerçekleştirmeye çalışmayın. Ufak tefek değişikliklerden başlayın, fetiş eşyaların olabilir mesela, ya da başka rollere bürünme oyunları, birbirinizi fazla zorlamayın.

Erkekler her zaman pohpohlanmak ister. Deneysel seks de buna dahildir. İyi yaptığı her şeyi övün. Bir yandan da hoşunuza gitmeyenlerin üstünde çok fazla durmayın ama bunun sizin zevkiniz olmadığını fark etmesini sağlayın.

Cinselliğin pozisyonu, süresi, şekli şeması vs vs… hiç fark etmiyor. Kadınları mutlu etmek istiyorsanız, sevişirken onları sevin, sadece sevişmeyin, okşayın, sevgi sözcüklerine boğun ve yatakta asla bencil olmayın, unutmayın ki karşılıklı alınan zevkin tadı en uç noktalardadır.

Erkeklerin Öpüşme Öncesinde Düşündükleri

Bir erkeğin öpüşmeden önce aklından neler geçirdiğini merak ediyor musunuz?

1. “Evet! Erkeğim.”

2. “Nefes kontrolü: En son dişlerimi ne zaman fırçalamıştım? Nefesim kokuyor mu? Hiç sakızım var mıydı?”

3. “Skor! Bu gece bir şey yapacak mıyız acaba?”

4. “Sanırım, ‘Hatırladığım kadarıyla kızlar erkekleri çıldırtan dil hareketinden çok hoşlanmazlar’”

5. “Gerçekten daha ileri gitmeyi düşünmüyorum; Sadece daha eğlenceli vakit geçirmek için öpüşüyorum”

6. “Acaba iyi öpüşüyor mu? Çünkü öpüşmeyi seviyorum ama bugünden sonra nefret etmek istemem!”

7. “Eğer yanağını bana uzatırsa, ona gerçek bir öpüşme nasıl olur göstereceğim”

8. “Umarım benim istediğim kadar öpüşmek istiyordur. Ateşli dudaklarının aklımı başımdan almasını diliyorum.”

9.
“Umarım doğru şeyi yapıyorumdur. Bilirsiniz, her kızın farklı bir öpüşme stili vardır. Umarım bizimki benziyordur.”

10.
“‘Gözlerini kapa, gözlerini kapat’ Gözlerim açık öpüşmeye alışkınım. Bunu yapmadan yapamıyorum. Ancak bunu kızlar hiç sevmiyor!”

11. “Önceki öpüşmemizde ayaklarım yerden kesilmişti. Hadi güzelim bir daha uçur beni!”

Tüp bebekte yeni gelişmeler baş döndürücü

Üreme tıbbı çok hızlı gelişiyor

Tüp bebekte son durum!

Hala tüp bebek yaptırması gereken 80 milyon çift var…

SON 10 yılda sağlık alanında gerçekleşen en önemli gelişmelerin başında üreme sağlığı ile ilgili olanlar geliyor. Bu konuda en büyük yatırımları yapan Bahçeci Tüp Bebek Grubu, Alman Hastanesi’nden ayrıldıktan sonra Fulya Terrace’da açtığı yeni merkezinde, teknolojinin bütün imkanlarını kullanarak hastalarına hizmet veriyor. 2500 metrekarelik alan üzerine kurduğu merkezinde, deneyimli ekibi ile kadın sağlığı ve tüp bebek ile ilgili bütün tedavi tekniklerini uygulayan Prof. Dr. Mustafa Bahçeci, “Dünyaya paralel olarak merkezimizde uyguladığımız bütün tedavi imkanlarını bebek sahibi olmak isteyen çiftlerimize sağlıyoruz. Tüp bebek ile ilgili gelişmeler baş döndürücü!” dedi.

Bahçeci Grubu doktorlarından Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr. Bora Cengiz, tüp bebek tedavilerindeki son yenilikleri anlattı:

“1978 yılında ilk tüp bebeğin doğumundan bu güne kadar yüzbinlerce çift yardımcı üreme teknolojileri ile gebe kaldı. Tüm dünyada yaklaşık 50-80 milyon kadar çiftin çocuk sahibi olamadıkları için tedavi olmaları gerektiği hesaplanıyor. Teknolojideki inanılmaz gelişmelere rağmen halen birçok çift yardımcı üreme yöntemleri ile denemelerine rağmen gebe kalıp bebek sahibi olamıyorlar. Özellikle menide ve sonrasında ameliyatla (TESE-mikro TESE) sperm bulunamayan erkekler veya yumurtası tükenmiş erken menopoza girmiş kadınlar için çözüm bulunmamakta. Bazı hastalara sperm olmasına rağmen sperm eşinin yumurtasını dölleyememekte veya embriyo gelişimi ilk günlerde durabilmektedir. Günümüzde tüp bebek tedavisi uygulanan çiftlere önerilen maksimum tedavi sayısı 4 olarak belirlenmiştir. Tedavi sayısının artması ile gebelik oranları 4 denemeden sonra değişmemektedir.

İşte bu yüzden hastalarımız tarafından yıllar sonra aranıyoruz. Sperm bulunamamış veya yumurta elde edilememiş bir hastamız “hocam bu kök hücre tedavinse başladınız mı?” diye soruyor. Ya da gazete de “embriyoları rahim duvarına yapıştırıyoruz” haberini okuyan tekrarlayan implantasyon başarısızlığı hastalarımız bu yeni mucizenin kliniğimizde yapılıp yapılmadığını soruyor.

Kök Hücre nerede nasıl yapılıyor?

16 Haziran 2010 tarihinde gazetelerden bir haber “erkek kısırlığında kök hücre ile yapılan uygulamalar olumlu yönde ilerliyor”. Yine çalan telefonlar ve “siz de başladınız mı?” soruları. Peki bu çalışmalar hangi aşamada? Memeli kök hücrelerinden oosit (yumurta) ve sperm elde etme çalışmalarının hızlı bir şekilde ilerlediğini biliyoruz. Ancak bu konuda çalışan merkezler üreme hücrelerine ulaşmanın yolunu bulmalarına rağmen klinik kullanıma girene kadar daha çok çalışmaları gerektiğini bildiriyorlar. İnsan üremesinde güvenilir bir çözüm olarak kullanılabilmeleri içinse daha 10 yıllar var.

Daha az yumurta ve daha iyi sperm

Sağlık Bakanlığı, yeni Üreme Tıbbı Yönetmeliği ile uygulamalarımıza bazı kısıtlamalar getirdi. Bakanlığın ana ve haklı hedefi çoğul gebelikleri ve bu yüzden olan erken doğumları azaltmak. Ancak 35 yaşın altında tek embriyo transferi sınırlaması getirilmesi, gebelik başarısını iki embriyo transferine göre düşürecektir. Avrupa verilerine göre de (ESHRE 2006) tek embriyo transferinde önceki yıllara göre artış olmasına rağmen tüm yaş gruplarında iki embriyo transferi hastaların %60’ına uygulanmaktadır. Ülkemizde 35 yaşın altındaki kadınlarda tek embriyo transferinin zorunlu hale getirilmesi ile en iyi embriyonun seçilmesi büyük önem kazandı. Amerika da araştırmacıların bu embriyoların “metabolomiks” yöntemi ile seçilmesi ile verilen embriyonun tutulabilme olasılığını %80’lere çıkardıklarını biliyoruz.

Metabolomiks ile en iyi embriyoyu seçiyoruz

Ülkemizde de, dünyayla birlikte en iyi embriyonun seçiminde yeni uygulanan metabolomiks teknolojisini hastalarımızın hizmetine sunduk. En iyi embriyoyu seçerken klasik yöntemlerin yanı sıra embriyonun metabolizmasını da çalışarak ve her iki yöntemi birlikte kullanarak gebelik şansını arttırabiliyoruz. En iyi embriyonun secimi IVF-ICSI uygulamalarında en önemli konulardan biridir. Uygulama sonucunda elde edilen bir embriyo grubunda hangisinin bebek oluşturma potansiyelinin en fazla olduğunu tayin etmek birçok bilimsel araştırmanın ve yıllar süren deneyimlerin sonucunda belirlenmeye çalışılmaktadır. Günümüz teknolojileri bebek oluşturma şansı en yüksek embriyonun tayininde ağırlıklı olarak morfolojiyi (embriyonun dış görünümü) kullanmaktadır. Embriyo morfolojisi elbette ki seçimde belirli bir katkı sağlamaktadır; ancak görünüm olarak en kaliteli olarak saptanan embriyo grubunda dahi en azından genetik olarak problemli olanların oranının yarıdan fazla olduğu bilimsel yayınlarda gösterilmiştir. Bu bulgu göstermektedir ki, morfoloji en iyi embriyoyu tayin etmede en uygun kriter değildir. Nitekim, metabolomiks çalışmalarında gösterilmiştir ki embriyo metabolizması her zaman gebelik kapasitesi morfolojik olarak en yüksek embriyoyu işaret etmemektedir.

Embriyo gelişimi sırasında içinde bulunduğu ortam ile etkileşim içindedir. Laboratuvar şartlarında bu ortam embriyonun içinde bulunduğu kültür sıvısıdır. Embriyo bu sıvıdan ihtiyacı olan molekülleri alırken metabolize edip kullanması sonucu artık olarak meydana çıkan molekülleri de ortama geri bırakır. Bu şekilde içinde bulunduğu sıvının kompozisyonu her embriyonun metabolizmasına göre farklılık gösterir. Sıvının kompozisyonu spektroskopi denilen özel bir teknikle içinden özel bir ışık geçirip moleküllerin yansımasının grafiği (ya da haritası) çıkarılarak belirlenebilir. Sonuçta her embriyonun metabolizmasına göre haritası çıkartılıp bu grafik o embriyonun gelişim ve gebelik kapasitesi ile ilişkilendirilir. Bu teknik ‘metabolomics’ olarak adlandırılır ve embriyonun morfolojisinden bağımsız olarak veri sağlar.

Bu teknoloji günümüzde dünyada sayılı merkezde kullanılmaktadır. Bahceci Grubu’nda tedavi gören çiftler de artık bu teknolojinin sağladığı avantajlara sahiptir.

Erkek faktörüne bağlı problemlerin çözülmesi

Sperm yapısı neden ile en zor çalışılan hücrelerin başında gelmektedir. Laboratuvarda sağlıklı spermin seçilebilmesi için Dünya sağlık Örgütü veya Kruger kriterleri ne göre sperm sınıflandırılmaktadır. Ancak dış görüşüne ve hareketliliğine göre en sağlıklı sperm seçilse bile bazı hastalarda döllenme gerçekleşmemekte veya döllense bile embriyo hayatına devam etmemektir. Sağlıklı spermin seçiminde de yeni ve farklı yöntemler uygulamaya konulmaktadır.

IMSI – En iyi spermi seçiyoruz

Intra-sitoplazmik morfolojiye göre seçilmiş sperm injeksiyonu (IMSI); konvansiyonel IVF mikroskopları ile karşılaştırıldığında özel büyütme teknikleri kullanarak spermlerin incelemesine imkan sağlayan bir yöntemdir. Bu yöntemde, kullanılan büyütmeler 6000 ve üzerine çıkarak morfolojik olarak en iyi spermlerin seçilmesine imkan sağlamaktadır. Bu gelişmiş yöntem sayesinde sperm hücresinde bulunan ve kromatin stabilizasyonunu bozduğu bilinen vakuol (etrafı zarla çevrili boşluklar) gibi bazı hücre içi yapıların tespit edilmesi olası olup, bu defektleri göstermeyen ya da en az defekt gösteren spermler ile ICSI (mikroenjeksiyor) yapılır, ve implantasyon ve gebelik oranlarını artırıp, erken dönem düşük riski ise azaltılabilir.

IMSI özellikle erkek faktörü vakalarında (oligoastenoteratospermi) ve bir kaç kez deneme yapılmasına karşın gebeliğin elde edilemediği durumlarda başvurulması gereken bir tekniktir. Spermin embriyo gelişimine katkısı insanda iki ya da üçüncü günden sonra artmaktadır. Çünkü embriyo genomu yani sperm ve yumurtanın birleşmesiyle oluşan yeni genetik yapı bu dönemden sonra tam olarak faaliyete geçer. Genomun sağlıklı çalışmasının dolaylı bir göstergesi embriyonun blastosist evresine kadar yaşamını sürdürmesidir. Dolayısıyla IMSI yöntemi ile seçilen ve kromatinin daha stabilize olduğu düşünülen embriyoların blastosist evresine ulaşma oranlarının, IMSI kullanılmadan seçilen spermlerle oluşturulan embriyolara göre daha yüksek olduğu gösterilmiştir.

IMSI tekniğinin uygulanması konvansiyonel ICSI’ye göre daha uzun zaman ve iyi eğitilmiş personel gerektirmekte, daha yüksek bir maliyete neden olmaktadır. IMSI’nin klinik anlamda gerçek faydası prospektif, randomize çalışmaların yapılmasından sonra anlaşılacaktır.

Tüp bebek uygulamaları içinde hergün farklı bir çözüm önerilmekte ve daha önce tedavi edilememiş birçok hasta artık bu yeni yöntemlerle özlemle bekledikleri bebeklerine kavuşmaktadır. Ama bu süreçte yeni olarak sunulan bazı yöntemler yeterli klinik araştırmalar yapılmadan uygulamaya konulduğu için umulan faydayı sağlayamamaktadır. Bu yeni yöntemler için akılda tutulması gereken uygun hastaya yeterli tecrübeye sahip ekip tarafından bilimsel etkinliği ispatlanmış tedavinin uygulanmasıdır.”

10 soruda sağlıklı gebelik !

Hamile kaldığınızı öğrendiğiniz andan itibaren, sağlıklı bir gebelik dönemi geçirmeniz için ne zaman, hangi test yaptırmanız gerektiğini bilmelisiniz.

Hamilelik süreci ile ilgili doğru bilinen yanlışlar ve diğer konularla ilgili olarak Anadolu Sağlık Merkezi Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kadın Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Meltem Çam, on soruda bilgi verdi.

Anne adayı size geldiğinde ilk olarak hangi testleri yapıyorsunuz ?
Gebelik başladıktan sonra ilk etapta yani beklenen adet günü geçtikten sonra, gebeliği tespit için kanla ya da idrarla bir gebelik testi yapıyoruz. Ultrasonla gebeliği tespit etmeye çalışıyoruz. Gebeliğin ultrasonla ilk değerlendirilmesi son adetten 5 hafta sonra yapılıyor.
article_gebelik
İlk üç ay içinde başka testler uygulanıyor mu ?
İlk üç ay içerisinde herhangi bir genetik anormallik olup olmadığını belirlemek için yaptığımız ilk test, ikili test dediğimiz tarama testidir. Bu testle, kanda iki tane özelliğe bakıyoruz. Annenin kanına bakılırken ultrasonla da bebeğin bazı ölçümleri yapılıyor. Bebeğin ensesindeki kalınlığa bakılıyor. Çünkü ense kalınlığı arttığı zaman bebeklerde bazı genetik anormallikler ya da kalp anormalliklerinin riski artıyor.article_gebelik

Bu anormallikler neler olabiliyor?
Sık bilinen Down sendromu var, yani Mongolizm. Bir de daha ender görülen trizomi 13 ya da 18 dediğimiz, döllenme sırasında oluşan genetik kodlama hataları görülebiliyor. Bizi en çok rahatsız eden ise Down sendromu. Çünkü Down sendromlu doğan bazı çocuklar, uzun yıllar yaşayabiliyor, eğitim alabiliyorlar. Ama bir ailenin Down sendromlu bir bebek sahibi olması gerçekten çok sıkıntılı bir durum. Biz bu sorunu tespit edebiliyoruz. Eğer ailenin onayı varsa, doktor onayı da varsa gebelik 3-3,5 aylıkken sonlandırılabiliyor. Fakat bu bebeklerin doğduktan sonra yaşama olanağının olması, gebeliğin sonlandırılmasını tartışmalı bir konu haline getiriyor.

İkili testten sonra hangi testler yapılıyor?
İkili testten sonra 16. ve 19. haftalarda üçlü test var. Yaklaşık olarak gebeliğin 3,5 ayında ikili teste benzer şekilde anne kanı alınarak yapılan bir testtir. Fakat her iki test için de bunların tarama testleri olduğunu belirtmemiz gerek. Anneden kan alarak bebekle ilgili fikir sahibi olmaya çalışıyorsunuz. Bu testler hiçbir zaman yüzde yüz kesin sonuç vermiyor. Ancak size istatistiki veri sağlıyor. Böyle bir çocuk sahibi olma riskiniz binde bir ya da yüzde bir gibi. Bu risk hep vardır. Bu riski ortadan kaldıramazsınız. Tarama testi olduğu için annenin kuşkularını da aslında ortadan kaldırmaz.

Yüzde 100 tespit sağlamak için ne yapılabilir?
3,5-4 ay olduğunda anne karnından ince bir iğneyle girip bebeğin suyundan örnek alınabiliyor. Bunu tahlile gönderiyoruz ve bebeğin genetik yapısı inceleniyor. Bu yöntem bebek hakkında genetik olarak yüzde 100 kesin bilgi veriyor. Biz buna amniyosentez diyoruz. Aynı şekilde bebek kanı alınarak da yapılabiliyor fakat bunun düşük riski daha yüksektir.

Gebelikte diyabet riski çıktığında ne tür önlemler alınıyor ?
Gebeliğiin 24-28 haftaları arasında 50 gr. şeker yükleme testini yaptıktan sonra sonuç belli bir sınırın üzerinde çıktıysa hastayı doğrudan gebeliğe bağlı diyabet olarak kabul ediyoruz. 50 gram yükleme de bir tarama testi ve onun da bir yanılma payı var. Eğer bu testte yüksek çıkarsa bizi yanıltmasın diye bir de 100 gram yükleme testi yapıyoruz. Bu yüklemeyi herkesten istememe nedenimiz ise güç olmasıdır. 3 saat takip gerektirir. Bunların sonucunda hastanın gebeliğe bağlı diyabetli olduğuna karar verdiğimizde ilk etapta hastaya diyet öneriyoruz ve kontrole alıyoruz. Diyetle şekerini kontrol altına alırsak devam ediyoruz. Ama diyetle halledemezsek o zaman insülin kullanmaya başlıyoruz. İnsülin kullanmamızın nedeni de insülin bebekle anne arasındaki bariyeri aşmıyor.

Gebelikte diyabet, ne tür riskleri beraberinde getiriyor ?
Bebek sürekli çok şekerli bir ortamda olduğu için normalden fazla büyüyor. Doğum travmaları artıyor. Çünkü o kadar büyük bir bebeği doğurmaya çalıştığınızda normal doğumda hem anneye hem de çocuğa zarar verebiliyor. Diyabetik bebeklerin kiloları genelde gövde ve omuz çevresinde oluyor. Bebeğin kafası çıkıyor ama ondan sonra omuz takılıyor ve çok büyük bir risk oluşturabiliyor. Bebeğin iri olmasını sezaryenle aşabilirsiniz. İkinci problem bebeklerin akciğerlerinde bulunan sürfaktan denilen bir madde var ve bu madde akciğerlerinin düzgün genişleyip, düzgün solunum yapmasını sağlıyor. Diyabetik bebeklerde akciğer gelişimi de problem oluyor. Akciğerler daha geç ve güç gelişiyor. Bu bebekler, akciğer gelişimi problemi yaşıyorlar. Diyabetik annelerin de bebeklerinde bazı anormallikler görülebiliyor. Kalp problemleri daha sık görülüyor. Diyabetik annelerin bebeklerinde 28. haftada mutlaka fetal eko da yapmak gerekiyor.

Erken doğum riski dönemi bittikten sonra, gebeler hangi aşamalardan geçiyor ?
28. haftadan sonra erken doğum riskinin bittiği dönem olan 37. haftaya kadar hastayı özel durumlar haricinde idrar tahlili ve kan sayımlarıyla takip ediyoruz. 37. haftadan sonra önemli olan doğum zamanını tespit etmek ve sağlıklı olarak bebeğin doğumunu sağlamaktır. 37. Haftadan sonra bebeğin büyüklüğünü ultrasonla takip ediyoruz. Bebeğin içinde bulunduğu su kesesine bakıyoruz; çünkü su miktarı önemli. Bir de kardiyotokografi dediğimiz bir alet var, bebeğin kalp atımlarının düzenli olup olmadığını kontrol ediyoruz. Bebeğin kalp atımları da çok önemli, çünkü bebek anneden rahat oksijen alabiliyorsa kalp atımları da normal oluyor. Fakat bir sorun varsa annenin doğumunun başlamasını beklemeden müdahale ederek bebeğin doğumuna karar veriyoruz.

Gebelikte vajinal muayenenin yanlış olduğuna dair bir inanış var. Bu ne kadar doğrudur ?
Biz gebe hastayı gerek vajinadan elle muayene ettiğimizde, gerekse vajinadan ultrasonla baktığımızda hasta tarafından bir dirençle karşılaşıyoruz. Özellikle hastanın kanaması olduğunda ya da düşük şüphesi olduğunda doğru kararı verebilmek için mutlaka bu muayeneleri yapmak gerekir. Sadece bebeğin eşinin (plasenta) aşağıda olduğu özel durumlarda bu muayeneler sakıncalı olabilir.

Cinsel ilişki kaçıncı aya kadar normal şekilde devam edebiliyor ?
Erken doğum ya da düşük tehdidi varsa hastaya cinsel ilişkiyi yasaklıyoruz. O da sadece sperm faktöründen dolayıdır. Onun dışında bilgi olarak son bir aya kadar anne adayları normal bir şekilde aktif cinsel hayatına devam edebilir.

Kaynak : NTV-MSNBC

Meme kanserini bastıran bir enzim bulundu

Nature Cell Biology dergisinde yayımlanan makalede, CHIP enziminin, kansere yol açan proteinlerin sayısını azaltarak, hastalığın yayılmasını önleyebildiği belirtildi.

Bilim adamları, farelere, biri CHIP enzimi taşıyan, diğeriyse taşımayan iki çeşit insan meme kanseri hücresi zerk ettiler.
article_meme_kanseri
Araştırma sonunda, CHIP enzimli hücrelerin bulunduğu farelerdeki tümörün, enzimin bulunmadığı farelere oranla çok daha küçük olduğu belirlendi.

Araştırmayı yapanlardan Junn Yanagisawa, “Vardığımız sonuç, CHIP proteininin meme tümörünün büyümesini ve metastazı önlediğidir” dedi.

Meme kanseri tedavisinde, tümördeki CHIP proteini seviyesini ölçmenin, tedavi açısında önemli bir bilgi sağlayacağını belirten Yanagisawa, “Dahası, CHIP proteini seviyesini ve faaliyetini artıran yeni bir tedavi yöntemi bulunabilir” dedi.

Meme kanseri, akciğer kanserinden sonra en yaygın kanser türü.

Kaynak : AA

Hamilelikte cinselliğe bakış değişiyor

Araştırmalara göre hamileliğin ilk 12 haftasında kadınların cinsel isteklerinde azalma oluyor. Bu durumla beraber hamilelik ve sonrasındaki süreç eşlerin hayatlarını her yönden olduğu gibi cinsel yönden de etkiliyor.

VKV Amerikan Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Psikolog Aslı Akkan, hamilelik boyunca yaşanan cinsel sorunların kolayca aşılabilmesi için çiftlerin birbilerine anlayış, şefkat, ilgi ve sevgiyle yaklaşması gerektiğini söylüyor.

Evlilik kurumunun ve çiftler arasındaki ilişkinin sağlığının test edildiği önemli noktalardan biri de çocuk sahibi olunmaya karar verilmesi, hamilelik ve hamilelik sonrası sürecin eşler üstündeki etkisidir. Hamilelik ve hamilelik sonrası süreç eşlerin duygusal süreçlerini etkilediği kadar, cinsel hayatlarını da etkilemektedir. Her ne kadar bu süreç cinsel hayatı eskisinden farklı kılacaksa da bu farklılığın bireylerin ilişkilerini etkilemesine ve zorlamasına en az düzeyde izin verilmesini sağlaması önemlidir.

Hamilelik süresince jinekoloğu tarafından medikal, fizyolojik herhangi bir sorun görülmeyen ve cinsel hayatı yaşamasına izin verilen kadının, yaşadığı hormonal ve fiziksel değişiklikler cinsel isteksizliğine sebep olduğu kadar kadının kendi inanç sistemi de bu durumu tetikler. Araştırmalara bakıldığında sağlıklı bir hamilelik yaşamakta olan kadınların ilk 12 haftada cinsel isteklerinde azalma olduğu görülmekteidir. Yaşadığı fiziksel yorgunluk, bulantı, kilo alımı, rahat bir pozisyon bulamama gibi sebepler bu durumu açıklayabilmekle beraber, kadının kendindeki değişime adapte olma sürecinde yaşadığı kaygılar, bebeğime zarar verir miyim endişesi, ve fiziğindeki değişime bağlı olarak eşinin onu eskisi gibi istemeyeceği inancı da çok büyük rol oynamaktadır. Benzer düşünceler erkeği de etkilemektedir ve onu da cinsellikten soğutmaktadır. Hamilelik boyunca cinsellikle ilgili yaşanılabilecek bu çeşit sorunları engellemenin en önemli yolu ise çiftlerin bir birleriyle mümkün olan en açık şekilde konuşmalarıdır. Kaygılarını ve isteklerini dile getirdikleri zaman sağlıklı cinselliklerini neyin etkilediğini bulacaklar ve sorun odaklı çözüme ulaşacaklardır.

Hamilelik süresince çiftlerin cinsel hayatlarında yaşayabilecekleri sorunlar doğum sonrası da devam edebilir ve bu konunun önemi unutulmamalıdır. Doktorunun izin verdiği zaman itibariyle kadının cinsel ilişkiye girmesinin herhangi bir sakıncası yoktur ancak cinsel ilişkiyi etkileyebilecek psikolojik faktörler yine ortaya çıkabilir. Doğum ve bebek bakımının kadın için son derece yorucu olması nedeniyle doğum sonrası ilişki sıklığında azalma beklenen bir durumdur. Ancak doğum sonrası depresyon veya başka sağlık problemi olmadığı taktirde genellikle doğumdan 3 ay sonra hamilelik öncesi cinsel ilişki sıklığına dönülmesi beklendiktir. Bebeğin bakım ihtiyaçları azaldıkça, uykusu düzene girdikçe cinsel aktivite de normale dönmeye başlar.

Doğum sonrası fiziksel yorgunluk dışında cinselliği etkileyebilecek durumlar :

Ağrı Korkusu : Bir çok kadının doğum sonrası ilişkiye girmekten çekinme nedenin ağrılı ilişkiden korkmaları ve kaygıları arttıkça da girdikleri ilişki sırasında disparoni (ağrılı cinsel beraberlik) ve vajinismus (vajinal kasların kasılması sonucu cinsel beraberliğin olamaması) gibi sorunlar yaşayabildikleri araştırmalarda gözlemlenmiştir.

Estetik Kaygılar : Vücudundaki değişim ve/veya aldığı kilolar yüzünden kendini beğenmeyen kadının cinsellik sırasında zihnini sürekli bedeniyle meşgul etmesi cinsel ilişkiden zevk almasını önleyebilir. Bununla bağlantılı olarak, eşini eskisi kadar bakımlı bulmayan erkek de cinsel yaşamdan uzaklaşabilir.

Rol Değişimi : Çocukları olan kadar sadece birbirine odaklanan çiftler, doğumun ardından neredeyse tüm ilgiyi çocuğa yöneltmeye başlayabilir. Bir yandan yeni bir yaşama uyum sağlamaya çalışmanın gerginliği, bir yandan da birbirlerinden eskisi kadar ilgi görememenin yarattığı sıkıntı cinsel isteksizliğin oluşmasına yol açabilir.

Bu sorunların en az seviyede yaşanması ve ilişkiyi en az ölçüde etklilemesini sağlamak için çiftlerin, özellikle erkeğin eşine şefkat, ilgi, sevgi ve anlayış ile yaklaşması, beğenisinin devam ettiğini belli etmesi, kadının ise bu geçiş döneminin özelliklerini bilerek eski haline döneceğini sorun olmadığını bilmesi gereklidir. Ayrıca çiftlerin haftada l yada 2 kez bebek yanlarında olmadığı zamanlarda bir arada olmaya özen göstermeleri gereklidir. Bu birbirleri için ayrılmış özel zamanlarda ev ya da bebek hakkında konuşmayıp, kendileri ve bir birleri hakkında konuşmaları, eskisi gibi ortak paylaşımlar yaşamaları tavsiye edilebilir. Bunların yanı sıra okşamak, dokunmak veya kucaklaşmak gibi cinsel duyguları tetikleyebilecek davranışlarda bulunmak cinsel hayatlarının canlanmasına yardımcı olacaktır. Tüm bunlara rağmen sıkıntılar yaşanıyorsa bir uzmandan yardım almak da faydalı sağlayacaktır.

Kaynak : NTV-MSNBC

Doğum sonrası güzelleşmek için

Kendi bedeninden yeni bir beden oluşturan kadın, bu değişimin farkına vardığında şaşkınlığa uğruyor. Hatta bazen bu değişiklikler kişide paniğe yol açıyor. “Hep böyle mi kalacağım” korkusu baş gösteriyor. Ancak uzmanlar, alınacak küçük tedbirler ve doğru plastik cerrahi uygulamaları ile kişiye özgüvenini yeniden kazandırmanın mümkün olduğunu söylüyor.

Memorial Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Deniz İşcen, “Doğum sonrasında güzelleşmek için” kadınlara şu önerilerde bulundu:

Doğum sonrası oluşan şekil bozuklukları annede ruhsal ve bedensel etkilelenmelere yol açıyor ve egzersiz gibi önlemlerle arzu edilen düzelmeler sağlanamıyorsa, uygun plastik cerrahi uygulamaları ile kişiye özgüvenini yeniden kazandırmak, hatta sonuçta evliliğine de olumlu katkıda bulunmak mümkün. 

Hamilelik döneminden itibaren bebe yağı ve badem yağı ile uygulanacak masajlarla deri çatlaklarını en aza indirin.

Bedendeki değişiklikler her ne kadar yavaş yavaş gerçekleşse de bu değişimin doğum sonrasını daha az etkilemesi için hamilelikte gereğinden fazla kilo almamak ve genişleyen deriye yağlı masajlar yaparak kalıcı hasarı azaltmak önerilir.

Bu konuda en çok bebe yağları ve badem yağını öneriyoruz, tabii ki her gün bir yenisi geliştirilen kozmetik kremleri de uygulamak mümkün.

Özellikle gebeliğe bağlı çatlakların oluşmasını engellemek amacıyla gebeliğin başından itibaren derinin esnekliği artırılabilirse oluşacak hasar en aza indirilebilir. Tabii burada derinin özellikleri de söz konusu, çünkü genetik etkiler daha fazla çatlamaya neden olabiliyor. Yine de yağlı masajdan vazgeçmemek gerek. Sarkmalar bir ölçüde egzersizle önlenebilir. Bölgesel biriken yağlardan doğum sonrasında derhal başlanılan uygun bir egzersiz programı ile kurtulmak mümkün olabilir   

ESTETİK AMELİYAT İÇİN UYGUN ZAMAN

Meme dikleştirme ve karın gerdirme operasyonları için emzirme döneminin üzerinden bir yıl geçmesi gerekir. Bedeni üzerinde bunca değişikliği, dokuz ay gibi kısa bir sürede yaşayan kadın kendine yabancılaşır, bunu doğum sonrasında atlatmayı başaramayan hanımlar bir süre sonra plastik cerrahlardan yardım alabilirler. Bu yardım asla hemen sezaryen sonrasında yapılacak bir karın ameliyatı veya süt verirken yapılacak meme ameliyatları olmamalıdır. Çünkü vücudun bu dönemde verdiği cevaplar bizim estetik amaçlarımıza uymamaktadır. Bu yüzden ilk bir yılda beklemeyi önemle belirtiyoruz. Yapılacak işlemler doğurganlığı, doğurabilmeyi ve emzirmeyi etkilemezler.

DOĞUMUN YARATTIĞI HORMONAL ETKİ

Karın kaslarının gevşemesi ve doğum sonrasında yeterince güçlenmemesi, derinin çatlamış ve gevşek olması, aşırı kilo alımı ile kalçalarda biriken yağlar annelerin en çok şikayet ettiği vücut bölgeleri; daha ilk aylarda “bunlardan nasıl kurtulabilirim” sorusuna cevap aramaya başlıyorlar. Oysa biz biliyoruz ki, gebeliğin yarattığı hormonal etki daha en az bir yıl sürecek ve biz bu süre içinde yaptığımız girişimlerde istediğimiz sonuca ulaşamayacağız. İşte bu yüzden doğum sonrasında çok çok zorunlu olmadıkça anneye cerrahi olarak dokunmaktan kaçınırız. Bu süre annenin bebeğinden arta kalan zamanlarda daha çok egzersiz gibi, cilt bakımı gibi işlemlerle ve sabırla geçireceği bir süre olmalıdır.  

İlk bir yıl içinde bu çabalar sonuç vermemişse ve hasta tekrar bir doğum düşünmüyorsa karın ve yağlar için girişimlerde bulunabiliriz. Aslında bir sonraki doğumu engelleyen bir durum söz konusu olmasa da cerrahi ile alınacak sonuç yeni bir doğumla bozulacağı için bu durumda ameliyatı pek önermemekteyiz. Bu özellikle karından deri çıkarıp, kas diktiğimiz ameliyatlar ve meme ameliyatları için geçerlidir. “Liposuction”ı bile bir yıl geçmeden pek önermiyoruz çünkü deri eski esnekliğine henüz kavuşmamış oluyor. Aspirasyonla yağ alma yöntemi olan liposuction tekrar bir doğum yapılacak da olsa hasta tarafından isteniyorsa karın ve bacak yağları için uygulanabilir.

SİLİKONUN EMZİRMEYE ETKİSİ

Önceden gerçekleştirilen silikon protez ve küçültme ameliyatının süt vermeye herhangi bir etkisi yoktur. Anneliğin ardından plastik cerrahtan en çok yardım istenen konulardan biri de meme estetiğidir. Kiminde meme, emzirme sırasında çok büyüyebiliyor ve daha sonra eski haline dönmüyor. Bazen de süt verme sona erdiğinde memenin içi boşalarak sarkık bir torbaya dönüşüyor. Memeye estetik açıdan şekil vermek için mutlaka süt vermenin bitmiş olması gerek, bu silikon protez uygulamasında da, küçültme ve kaldırma ameliyatlarında da geçerli.

Emzirme bittikten sonra özellikle hasta başka bir çocuk istemiyorsa ameliyatı öneririz. Kararsız veya çok sonra bir doğum planlayan hastalarda ise ameliyatlı memenin şeklinin yeni bir gebelikle bozulabileceğini belirtmek gerekir. Uygulanacak silikon protezin veya küçültme ameliyatının daha sonraları doğumlarda süt vermeye herhangi bir etkisi yoktur. Burada belirtilmesi gereken nokta teknik olarak çok büyük memelere uygulanan farklı bir meme küçültme yönteminin zaten doğurganlık yaşındaki hanımlara uygulanmadığıdır.  

VAJİNAL ESTETİK

Duruma göre vajinal estetik de önerilebilir. Normal doğum, vajeni de esneten bir olaydır. Zaman içinde buradaki dokular da eski boyutlarına ve esnekliğine kavuşurlar. Kadın-doğum uzmanları muayenede bu bulguları tespit eder ve hastanın buna bağlı idrar kaçırma şikayeti varsa yine bu uzmanlık dalı tarafından vajeni daraltma daraltma ve mesaneyi asma işlemi gerçekleştirilir. Plastik cerrahlar sadece doğuma bağlı veya doğuştan olan dış genital organ şekil bozukluklarında bazı düzeltmeleri yaparlar